SON DAKİKA

61 Havadis
AdanasporAkhisar BelediyesporAlanyasporAntalyasporBeşiktaşBursasporÇaykur RizesporFenerbahçeGalatasarayGaziantepsporGençlerbirliğiİstanbul BaşakşehirKardemir KarabüksporKasımpaşaKayserisporKonyasporOsmanlı SporTrabzonspor

Yusuf Yazıcı: “Ben ilk taktiği anneannem den öğrendim”

Spor Arena / Koray DURKAL – Anneannen ve babaannen ile sosyal medyada paylaştığın fotoğraf çok konuşuldu.

Bu haber 08 Mart 2020 - 1:06 'de eklendi ve 63 views kez görüntülendi.

Spor Arena/ Koray DURKAL – Anneannen ve babaannen ile sosyal medyada paylaştığın fotoğraf çok konuşuldu. Onlarla ilişkinden bahseder misin?

İkisi de benim için çok değeridir. Kişiliğimin, hayata bakışımın şekillenmesinde çok büyük payları vardır. Özellikle anneannemle çocukken çok vakit geçirdim. Baş başa kalmaktan, sohbet etmekten çok zevk alırdık

-Hayatını şekillendiren figür oldu mu?

Tartışmasız anneannem. Ondan her işi layıkıyla yapmayı, çok çalışmayı, tuttuğunu koparmayı ve zor şartlardan bıkmamayı öğrendim.

HER CÜMLESİ BİR HAYAT DERSİYDİ

-Hep anneannenle özel bir iletişimin olduğunu söylüyorsun. Nasıl günler geçirdiniz birlikte?

16 yaşıma kadar bütün yaz tatillerimi anneannemle geçirdim. Yaylaya giderdik, ineklerimiz vardı. Sabahtan akşama kadar ineklerle ilgilenir, akşam da sobanın başında yemeğimizi yer, sohbet ederdik. Aramızda çok yaş farkı vardı ama her seferinde konuşacak ortak bir şeyler bulurduk. Hayattan konuşurduk. Basit şeyler gibi görünürdü ama her cümlesinin içinde bir hayat dersi vardı. Ne zaman şehre dönsem, yaz tatilinin gelmesini iple çekerdim. Hatırlıyorum, bir sene yaylaya geç gitmiştik. Yaylaya geç gittiğin zaman diğer inekler, sizin ineklerinizi aralarına kabul etmek istemez. Alan paylaşılmıştır çünkü. Orada sana düşen hır gür çıkarmadan inekleri birbirleriyle anlaştırmaktır. Ben bu taktiklerin hepsini anne annemden öğrendim mesela. Bir nevi takım çalışması eğitimi (gülüyor).

HAYALLERİMİ HALA KAĞITLARA YAZARIM

-2011’de Trabzonspor-Lille maçında top toplayıcıydın. İki takımda da oynamak nasıl bir his?

Trabzonspor, Trabzon’da doğan her çocuğun ilk hayalidir. 8 yaşında “İnşallah bir gün bu formayı giyebilirim” diye düşünürken şimdi formam Trabzonspor camiası tarafından emekli edildi. Bu gururu anlatamam. Lille ise bambaşka bir hikaye. Çocukken bir gün Avrupa’da oynayıp, bu ülkenin çocuklarına örnek olabilmenin hayallerini kurardım. Lille bu hayalimin önemli bir parçası. Hayallerimi gerçekleştirmemi sağlayan iki takımın da bir yollarının yıllar önce kesişmesi, benim de o anda orada olmam ise kaderin tatlı bir tesadüfü olmuş.

-Şu an Lille forması giyiyorsun. Geleceğe dair rüyalarını süsleyen bir forma var mı?

Çocukken bile hayalleri kurar, kağıtlara yazar, gerçekleştirmek için çalışırdım. Aradan yıllar geçti ama bu özelliğim hiç değişmedi. Hala yazıyorum. Ama söyleyemem. Söylersem büyüsü kaçar.

YENİ BİR BAŞARI HİKAYESİ YARATABİLİRİZ

-En beğendiğin futbolcu?

Biraz nostaljik bir cevap olacak ama Ronaldinho’yu izlemekten çok zevk alırdım. O zaman çocuk gözüyle bakıyoruz tabii. Şimdi her maçı profesyonel gözle izlediğimden bir bakıma hepsini rakip olarak algılıyor insan. O çocukluktaki saf hayranlık hissi de değişiyor.

-Milli Takım harika bir uyum yakaladı. Euro 2020’de büyük işler yapabilecek mi?

Biz iyi bir takımız, iyi bir enerjimiz var. Her şeyden önce mutlu bir takımız. Turnuvaya renk katacağımızı, oynadığımız futbolla güzel etkiler bırakacağımızı düşünüyorum. Türk Milli Takımı’nın olduğu her yerde hedef hep en yukarısıdır. Umarım grup maçlarındaki performansımızın da üzerine koyarak Milli Takım tarihimizde yıllar sonra anlatılacak bir başarı hikayesine imza atabiliriz.

-Kariyerinin en unutamadığın anını sorsam, gözünün önüne gelen ilk şey ne olur?

Milli Takım forması altında attığım ilk gol.

-Üç kelimeyle Yusuf’u nasıl anlatırsın?

Adanmışlık, hayal kurmak ve çalışmak.

YUSUF’UN ANNEANNESİ HANİFE OĞUZ: “ÇOK BAŞKADIR BENİM YUSUF’UM”

-Senden azar işittiği oldu mu? yaramaz mıydı

Hiç yaramazlığını görmedim. Uslu bir çocuktu. Saygılıydı, çalışkandı. Top oynarken bile bir gün gelip “Anneanne kötü oynadım” demezdi. Sevmez öyle kötü konuşmayı. Hep iyilik olsun, herkes mutlu olsun ister.

-Yusuf doğduğunda ne hissetmiştin?

Öyle güzel bir çocuktu ki yusuf’um. İlk gördüğümde nasıl sevindim, anlatamam. Çok temiz kalplidir, çok iyi, çok yardımsever çocuktur benim yusuf’um. 16 yaşına kadar yazları hep benim yanımda kalırdı. Elimi sıcak sudan soğuk suya sokmazdı. İnekleri sağardı, çayı demlerdi. Elime bir yük alacak olsam “anneannem sana taşıtmam onu” derdi. El kadar çocuktu boyundan büyük çantaları taşırdı yusuf’um ben yorulmayayım diye. Büyüdü şu yaşa geldi hala öyledir. Kimse kötü olsun istemez. Vicdanlıdır, merhametlidir. Çok başkadır benim Yusuf’um

-Yusuf’a nasıl seslenirdin?

Padişahım’ derdim. Hala da öyle seslenirim. Onun yeri bambaşkadır. Çok haysiyetli çocuktur. Gurbet ellere gitti şimdi çok özlüyorum onu. Gittiğinde bir hafta hasta yattım üzüntüden. Burada olsa her zaman gelirdi yanıma. Şimdi uzakta, gelemiyor. Sabah kalkarım dua ederim ona, yemek yerken dua ederim, yatarken dua ederim. Allah onun gönlüne göre versin. Daha ağzından bugüne kadar “yoruldum” diye bir laf duymadım. Arkadaş gibiydik biz onunla. Her şeyimizi beraber yapardık. İnatçıdır, çok çalışır. Orası bana çekmiş biraz. Yaşım 74 oldu hala çalışırım ben. Çocuklarım “anne yeter çalışma” der ama duramam. Anamdan doğduğumdan beri çalışıyorum, bundan sonra da devam ederim.

BİR GÜN BİLE ŞİKAYET ETMEDİ

Yusuf “Çalışkanlığımı anneannemden aldım” diyor. Öyle miydi?

Nasıl çalışkan bir çocuktu hem de. Sabah namazına benimle uyanırdı. Ormana giderdik, inekleri otlatırdık. Bir gün şikayet ettiğini görmedim. Ufak tefekti ama çok güçlü bir çocuktu. yusuf elini attığı işi en güzel şekilde yapar. Zorluklardan pes etmez. Burası çalışkan memleketidir. Burası zor memlekettir. Etraf hep dağ. Yürümek bile zordur. Burada çalışkan olursan, güçlü olursan yaşarsın.

Çocukluğunda senin yanına geldiğinde neler yapardı?

Sabah erkenden uyanırdık, yayla evinde yapılacak ne kadar iş varsa yapardık. Hepsine yardım ederdi. İnekleri otlamaya götürürdü, hiç korkmazdı. Süt sağardı. Makinamız vardı o zaman. Bu işlerin hepsine Yusuf bakardı. Sonra top oynamayı severdi. Eve dönünce büyük bir bahçemiz vardı orada top oynardı hep.

-Özlüyor musun o günleri?

Özlemez miyim, burnumda tüter o hep.

-Diğer torunlardan ne gibi farkı vardı? En çok hangi torununu seviyorsun?

Hepsini severim ama Yusuf’umun yeri ayrıdır. O benimle büyüdü.

-Şimdi dünya izliyor, gurur duyuyor musun?

Duymaz olur muyum, her gün dua ediyorum ona. Bak evimin her yerinde onun fotoğrafları var. Gözümü bir saniye ayırmam ondan. Hep dualar ederim. Onun fotoğrafına baktığım zaman hastalığım geçer benim

-O zamandan belli miydi başarılı olacağı?

“Anneanne ben büyük futbolcu olacağım” derdi. Kafasına koyduğunu yapardı. Çok çalıştı. Ama beni bıraktı gitti, ona çok üzülüyorum. Telefonla konuşuyoruz anca. Gurbette ne yer ne içer hep onu düşünürüm. Burada olsa kuymak yapardım.

Anneannesi gibi Yusuf da çocukluk günlerini çok özlediğini belirterek duygularını şöyle özetledi: “Hala ne zaman Trabzon’a gitsem mutlaka yanlarına uğrar, vakit geçiririm.”

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.